Katledildi haber bile olmadı… Bitmeyen mücadelenin sembol ismi Türk lider Ahmet Tahir

İlknur Altıntaş

Ahmet Tahir…

Irak Türkmen Cephesi Güvenlik Dairesi eski sorumlularından…

3 Mart 2023 günü suikasta uğradı.

Bildik yöntemlerdendi: Kerkük’teki evinin önünde park halindeki aracına yerleştirdikleri bomba patladı ve hayatını kaybetti.

Depremdi, siyaset gündemiydi derken pek konuşulmadı. Gerçi Iraklı Türkmenler pek konuşulmaz nedense!

İki satır dış dünyadan haberler der, geçerler…

Siyaset gündemine bile girmez onlar.

Biz yazalım o zaman: Irak’taki vatansız Türkleri ve büyük direnişlerini…

Malum…

Halep-Kerkük hattı Anadolu’daki tüm Türk Devletleri’nin kilit noktasıydı.

Daima kritik bir öneme sahipti.

Yani… Mesele sandığınızdan çok daha eski bir hikaye…

Kadim sahne: Musul-Kerkük…

Ve… İngiliz oyunlarının sergilendiği geçmişten geleceğe dek sergilenecek alçak bir oyun…

Peki ya oradaki Türkler; Türkmenler ne durumdadır yıllardır?

Barzani’siyle ayrı; PKK’sıyla ayrı; IŞİD’yle ayrı; Irak Devleti’yle ayrı ayrı uğraştılar…

Mücadele ettiler, direndiler…

Ve… Katledildiler… Evleri yağmalandı/yakıldı…

Kadın, erkek, çocuk denmedi; bebekler bile vahşice öldürüldü…

Türk oldukları için mi?

Ya da çoğunluğu Şia olduğu için mi?

Yani köksel mi yoksa mezhepsel miydi ki mesele çığlıkları hiç duyulmadı!

IRAK TÜRKMEN CEPHESİ

Bakınız…

Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Başkanı Kahtan Vindavi eski ITC Güvenlik Dairesi Başkanı Ahmet Tahir suikastının arkasında PKK var dedi…

Acilen soruşturulmasını ve sonuçlandırılmasını istedi “Kerkük Polis Teşkilatı”ndan!

İlk değil çünkü.

Irak’taki Türkmenler bir dönem Barzani ve Peşmerge’nin ayak oyunlarıyla ABD’nin hedefindeydi…

Kürtlere her zaman destek olan demokrasi sevdalısı ABD nedense konu Türkler/Türkmenler olunca hep görmezden geldi…

Belki de Irak’ta bir “Özerk Türkmen Devleti” kurmak istiyoruz, asırlardır burası bizim vatanımız, sayımız da milyonlarca demedikleri içindir kim bilir?

İşlerine mi gelmedi…

-Bilemedik şimdi…

Bugün katledilen sadece Ahmet Tahir de değil üstelik…

Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Alaaddin Abdulmaksut Salihi de suikast sonucu öldürüldü…

Ve…

Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu’da 25 Haziran 2013 tarihinde Tuzhurmatu’da taziye çadırına düzenlenen bir saldırıda katledildi.

TUZHURMATU KATLİAMI

Dedik ya…

Uğradıkları saldırıların, katliamların haddi hesabı yok Türklerin…

Büroları hemen her gün PKK tarafından saldırıya uğradı…

Mesela…

“Tuzhurmatu Katliamını” duydunuz mu hiç?

-Belki! Belki de değil…

27 Nisan 2016’ydı… PKK Türkmenlere saldırdı…

“Etnik temizlik” deyin siz, iş öyle pek birilerinin ağladığı/ anlattığı gibi değil yani!

Ve… Çoğunluğu Şii -Türkmen’di…

Evler basıldı; hatta üç gün öncesinden başladı.

Bu “üç gün” meşhurdur aslında; Yezid bin Muaviye’den yadigar. O da Harre Katliamı’nda “…üç gün her şey mübahtır” demişti de Medine’de evler basıldı, mallar gasp edildi, kadınlara tecavüz edildi ve sahabeler katledildi…

Ya da… Biraz daha eskiye gidelim…

23 Ocak 2013’e… Çarşamba günüydü…

Gene aynı yerde Tuzhurma/Selahaddin’deSeyyid eş- Şüheda Hüseyniyesi”nde yapılan bir cenaze töreninde canlı bombalı saldırı gerçekleştirildi…

Ve… 24 kişi hayatını kaybetti…

Hatta… Daha da eskiye gidelim!

14 Temmuz 1959 yılına…

Kürt Komünist Partisi militanları Mustafa Barzani’nin direktifleriyle 70 Türk’ün yaşadığı evi yağmaladı; dükkanları yaktı; dövdü, yaraladı, öldürdü…

Sadece o kadar da değil, öylesine bir Türk düşmanlığı vardı ki…

Türkçe tabelalar indirildi…

O dönem Kerkük Gazetesi Türkçe yayınlanırdı. Buna da son verdiler…

Türkçe yayın tamamen yasaklandı!

Gazetenin yazarları, avukatları, müdürleri… Ki içlerinde avukat, doktor, işadamları da vardı; ya sürgüne gönderildiler, ya da ev hapsinde tutuldular…

Çoğu da öldürüldü…

Evlerde aramalar yapıldı; Türkmenlerin tamamen silahtan arındırılması ve kendilerini bu yağmalara, zulme karşı savunamayacak duruma gelmesi sağlandı…

Türkmenlere ait bütün işyerleri kundaklandı. Sinema salonları bile havan toplarıyla dövüldü…

Yangınları söndürmeye giden itfaiye araçlarını bile yaktılar. Cesetler Temmuz sıcağında darağacında üç gün bekletildi…

Yaa…

Neler neler!

Ama sorsanız…

Hep başka birileri mağdurdur değil mi?

Bu arada Ahmet Tahir’e düzenlenen bu suikastın Irak’ta çok kısa bir süre önce Türkçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesinin hemen ardından gerçekleşmesi de ayrı bir olay tabi…

Hani ne der Stalin?

“Bu bir tesadüf müdür, yoldaşlar? Hayır yoldaşlar, bu bir tesadüf değildir”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir